sporum

sporla ilgili herşey…

Mesajlar Etiketlendi ‘tff’

TFF 2′DE GRUPLAR BELİRLENDİ

Posted by sporumsu 19/07/2010

TFF 2. Lig 2010-2011 sezonu grupları, bugün yapılan kura çekimi ile belirlendi.

Maslak Sheraton Oteli’nde yapılan grup kura çekimine Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Kurul Başkanı ve Eğitimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Özerten, Genel Sekreter Vekili Gıyasettin Şenman, Profesyonel Maçlar Planlama Organizasyon Müdürü Ufuk Şepik ile TFF 2. Lig kulüplerinin temsilcileri katıldı.

Profesyonel Maçlar Planlama Organizasyon Müdürü Ufuk Şepik’in teknik olarak kulüp temsilcilerini bilgilendirdiği kura çekiminde, Profesyonel Kurul Başkanı ve Eğitimden Sorumlu Yönetim Kurulu üyesi Ufuk Özerten de şunları söyledi:

”İlk defa tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde gruplarımız ele alındı. Bu uygulamaya kulüplerimizden gelen istek üzerine geçildi. Kulüplerimiz grupları kendi çektikleri kuralarla en adaletli bir şekilde belirliyor. Bundan sonra hep beraber liglerimizin marka değerini arttırmak için de çalışmalıyız. Oynanan futbolun kalitesini yükseltmeliyiz. Seyir zevkini artırmalıyız. Ancak bu şekilde kulüplerimizin gelirlerini daha yukarılara çekebiliriz. Yeni sezon tüm kulüplerimize hayırlı olsun.”

-KIRMIZI VE BEYAZ GRUP-

Çekilen kura sonucunda 18′er takımdan oluşan kırmızı ve beyaz gruplar şöyle oluştu:

Kırmızı Grup:

Tarsus İdmanyurdu, Adana Demirspor, Pursaklarspor, Türk Telekom, Balıkesirspor, Şanlıurfaspor, Belediye Vanspor, Elazığspor, Dardanelspor, Fethiyespor, Eyüpspor, Pendikspor, Kocaelispor, Sakaryaspor, Tokatspor, Konya Şekerspor, Ofspor, Trabzon Karadenizspor.

Beyaz Grup:

İskenderun Demirçelik, Alanyaspor, Hacettepe, BUGSAŞ, Etimesgut Şekerspor, Bandırmaspor, Adıyamanspor, Yeni Malatyaspor, Mardinspor, Turgutluspor, Göztepe, Sarıyer, Körfez Belediyespor, Gebzespor, Bozüyükspor, Çankırı Belediyespor, Çorumspor, Akçaabat Sebatspor.

-STATÜ-

Çift devreli lig usulüne göre oynanacak müsabakalardan sonra her grubun birincisi olan 2 takım doğrudan TFF 1. Lig’e yükselecek.

Her iki grupta 2′nci, 3′üncü, 4′üncü, ve 5. sırayı alan takımlar ise TFF’nin belirleyeceği sahada tek maç eleme usulüyle mücadele edecek ve finalde kazanan takım TFF 1. Lig’e yükselmeye hak kazanacak.

AA

Yazı kategorisi: SPOR | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Fikstür belli oluyor..

Posted by sporumsu 14/07/2010

2010–2011 Sezonu Süper Lig fikstür çekimi 21 Temmuz 2010 Çarşamba günü yapılacak. TFF yetkilileri ile Süper Lig’de mücadele edecek olan 18 kulüp temsilcisinin katılacağı kura çekimi, Haliç Kongre Merkezi Sadabat Salonu’nda saat 14.00′de başlayacak.

TFF yetkilileri ile Süper Lig’de mücadele edecek olan 18 kulüp temsilcisinin katılacağı kura çekimi, Haliç Kongre Merkezi Sadabat Salonu’nda saat 14.00′de başlayacak.

2010-2011 sezon planlamasına göre, Süper Lig’de yeni sezon 15 Ağustos 2010 tarihinde başlayacak. Ligin ilk devresi 19 Aralık 2010′da oynanacak 17. hafta karşılaşmaları ile bitecek. 2. devresi 23 Ocak’ta başlayacak olan Süper Lig, 22 Mayıs 2011′de oynanacak maçlarla sona erecek.

Yazı kategorisi: TURKCELL SÜPER LİG | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Kartal panikte!

Posted by sporumsu 02/05/2010

Vergi borcu nedeniyle lisans alamayan ve UEFA Avrupa Ligi tehlikeye giren Beşiktaş’ta ortalık toz duman… Başkan para arayışına girdi, yöneticilerin çoğu borcu yeni öğrendi!

Siyah-Beyazlılar’da neler oluyor? Sportif başarısızlığın yanı sıra Futbol Federasyonu’nun önceki gün lisans almaya hak kazanan kulüpleri açıklaması ve aralarında Beşiktaş’ın olmaması büyük şok etkisi yapmıştı. 7Mayıs’a kadar yaklaşık 14 milyon TL tutarındaki vergi borcunu ödeyemediği takdirde UEFA Avrupa Ligi’ne gidemeyecek olan Kartal’da tambir panik havası var. Başkan YıldırımDemirören para arayışına girerken işin en ilginç tarafı ise yeni yöneticilerin birçoğunun bu borçtan haberdar olmamasıydı. Bu durumun yönetimiçinde büyük çaplı sorunları da beraberinde getireceği yorumları ağırlık kazandı.

ŞEREF NASIR’DAN KINAMA
Eski yönetici Hüsnü Güreli, Beşiktaş Kulübü’nün lisans alamamasının üzücü olduğunu belirterek, “Görev aldığımyönetimkurullarında kulüp olarak vergilerimizi kuruşu kuruşuna ödedik. O dönemler ‘Biz ödüyoruz başkaları ödemiyor’ diyorduk. Hatırlıyorumher yıl 5 milyon dolara yakın vergi ödemesi yapıyorduk. Böyle bir sebepten dolayı federasyonun lisans vermemesi Beşiktaş adına üzücü bir durum. Bir yerden para bulup hemen ödemeleri lazım” dedi. Divan kurulu eski başkanı Şeref Nasır’ın da yönetime tepkisi bir hayli sert oldu: Seba döneminden bu yana vergiye en çok itina gösteren kulüp biziz. Kulübü bu hale getirenleri kınıyorum. Beşiktaş’ın ilk hedefi vergisini zamanında ödemektir. Tüzük tadiline vergilerle ilgilimadde koymak istiyoruz. Çünkü buna “Dur” demek lazım. Bunlara “Dur” diyecek bir yönetimseçtiğimizi sandık ama yanılmışız.

KAFALAR KARIŞTI
Futbol Federasyonu lisans alan kulüpleri açıkladı ama çok büyük soru işaretleri de beraberinde geldi. İşte cevap bekleyen sorular:

** 18 Mayıs 2009 tarihinde 8 kulübün lisans almaya hak kazandığını duyuran federasyonun 30.4.2010 tarihli açıklamasında “Lisans alan
kulüpler sportif başarıya göre UEFA kulüpler müsabakalarında mücadele edeceklerdir” ibaresi neden yoktu?

** 6 yıldır devam eden kulüp lisans sistemi ile ilgili süreçte TFF bugüne kadar kulüplere böyle bir ek süre tanıdı mı?

** Ortada böyle bir ‘ek süre tanıma’ varsa neden bu 6 yıllık süreçte konuyla ilgili yapılan duyurularda hiç yer almadı?X

** TFF, neden 7 Mayıs tarihini beklemeden bu açıklamayı yaptı?

Yazı kategorisi: Genel | Etiketler: , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

TFF 1.LİG TRT’DE..

Posted by sporumsu 14/01/2010

Bank Asya 1.Lig maçlarını içeren yayın hakları TRT tarafından 40 milyon 210 bin dolarlık teklifle kazanıldı…

TFF 1. Lig maçlarının şifresiz olarak naklen yayını ve Süper Lig’in geniş özet hakkını içeren B paketine ilişkin muhammen bedel 40.200.000 ABD Doları içeriyordu.

TRT tarafından 40 milyon 210 bin dolarlık tek teklifle B paketi, devlet televizyonuna gitmiş oldu.

PAKET B KAPSAMI:

Yayın hakkı sahibi, ihale dönemi süresince TFF 1. Lig müsabakalarından her hafta en az 3 adedini yurt içine canlı, şifreli veya şifresiz olarak yayınlamak zorundadır. Yayın Hakkı Sahibi’nin bu hakkı münhasırdır. Yayın Hakkı Sahibi, bu hakkı kullanırken gerçekleştireceği görsel ve işitsel yayınlarını karasal vericiler, kablo, uydu, IPTV / Internet (Web) TV, 3G mobil telefon şebekeleri üzerinden yapabilir. Yayın Hakkı Sahibi bu hakkın kullanımı açısından herhangi bir coğrafi sınırlamaya tabi değildir. Yayın Hakkı Sahibi, İhale dönemi süresince TFF 1. Lig’e ait (İsim Sponsorluk Hakkı)nı ve bu hak kapsamında bulunan sair hakları kendisi kullanabilir veya 3. şahıslara devredebilir.

Yazı kategorisi: SPOR | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Fenerbahçe’den TFF’ye büyük tepki!

Posted by sporumsu 28/12/2009

Fenerbahçe, Euro 2016′ya aday olan TFF’nin Şükrü Saracoğlu Stadı’nı maçların oynanacağı statlar arasında göstermemesine sert tepki gösterdi.

Kulübün internet sitesinde year alan açıklama “Bu ne yaman çelişki” başlığıyla verilirken şu ifadeler kullanıldı:

“Türkiye, Euro 2016′ya aday oldu; TFF 2009 UEFA Finali’nin oynandığı Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu’nu aday stadyumlar arasında göstermedi!

EURO 2016 adaylık başvurusu çerçevesinde, TFF’nin organizasyon logosunun tanıtıldığı ve maçların oynanacağı statların açıklandığı toplantı, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilmiştir. Organizasyonun gerçekleştirileceği stadyumlar arasında 2009 UEFA Kupası Finali’ne ev sahipliği yapmış, ülkemizin en modern ve en güzel stadyumu olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nun yer almaması bizleri son derece şaşırtmıştır.

Üzülerek ifade etmek isteriz ki, bu durum, bugünkü TFF’nin yönetim anlayışının geldiği noktanın kamuoyu tarafından anlaşılması bakımından son derece iyi bir örnektir. Bukararın alınmasında yoğun çabaları olduğunu bildiğimiz, TFF Genel Sekreteri Ahmet Güvener’in ve Genel Sekreter Vekili Orhan Gorbon’un profesyonel yöneticiler olarak, kulübümüze karşı asla tarafsız olamayacakları bu karar ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. Önce ulusal basına, kasıtlı olarak stadımızın çevresinde otopark sorunu olduğu şeklinde haberler sızdırılmış, bu şekildeki haberler hemen sonrasında TFF tarafından yalanlanmış ve sonuçta kamuoyu geçtiğimiz hafta açıklanan karara hazırlanmıştır. Bugün proje ve çizim safhasında olan (aday) stadyumların, EURO 2016′ya hazır olacağına inananların, stadımızın çevresindeki bugünkü otopark sorununun 2016′ya kadar çözülemeyeceği gerekçesi ile aldıkları karar ciddiyetten ve objektiflikte uzaktır. Bunun da ötesinde, TFF tarafından alınan karar, 2009 UEFA Kupası Finali’nin stadımızda oynanmasına karar veren UEFA’nın stadımızın yeterliliği konusunda aldığı kararın inkarı niteliğindedir. TFF Başkanı Sayın Özgener tanıtım konuşmasında, “Türkiye’nin son olarak, 2009 UEFA Kupası Finali’ni düzenleyerek uluslararası organizasyonlardaki rüştünü ispat ettiğini” söylemiş, ancak ne var ki TFF’nin rüştünü ispat ettiği final maçının oynandığı stadyum olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu, EURO 2016 Finalleri’nin oynanacağı stadyumlar arasına girememiştir. Bu durum karşısında bizler, TFF’nin rüştünü ispat ettiğine ilişkin TFF Başkanının iddialı açıklamalarına şüpheyle bakmaktayız. Kuvvetle muhtemeldir ki, bu açık çelişki üzerine her vesileyle stadımıza olan beğenisini açıklayan başta Sayın M. Platini olmak üzere UEFA yetkilileri de TFF’nin rüştünü ispat ettiğine dair, Sayın Başkanın açıklamasına itibar etmeyeceklerdir.

TFF’nin adaylık başvurusunun değerlendirileceği, Mayıs 2010 tarihinde UEFA tarafından başvurunun kabul edilmesi halinde ve ancak bu tarihte başlansa bile en geç 2016 yılında stadımızın çevresindeki otopark sorunu kalıcı olarak kolaylıkla çözülebilecek bir durumken, bugün mevcut çevresel durum, stadımızın EURO 2016′da ev sahipliği yapacak stadyumlar arasında olmamasına gerekçe olarak gösterilmiştir. Hal böyleyken henüz tek bir kazma vurulmamış stadyumların EURO 2016′ya hazırlanmasının bir sorun olarak görülmemesi ise tam bir çelişkidir.

Spor kamuoyu, konuyla alakalı olarak aşağıdaki soruların cevaplarını öğrenme hakkına sahiptir.

-Organizasyona ev sahipliği yapacak şehir ve stadyumların, organizasyon komitesi tarafından belirlenmesinde hangi kriterler etkili olmuştur? Stat ve şehir seçiminde dikkate alınan yegane kriter büyük oranda seçilen stat ve şehirlerin TFF Yönetim Kurulu Başkan ve Üyelerinin yaşadıkları şehirler olmaları mıdır?

***
-En az seçilen şehirler kadar potansiyelleri olan Trabzon, Ş.Urfa, Diyarbakır gibi şehirler böyle bir organizasyon için ev sahipliği yapmaya neden layık görülmemiştir.? Bunun herkesçe kabul edilebilecek mantıklı bir izahı var mıdır? Bu iller, 2016′ya kadar hangi kriterleri sağlayamayacağı düşüncesiyle bu organizasyon çerçevesinde yer bulamamıştır?

***

-Bu şehirler arasında yedek şehirler varsa, yedek olarak düşünülen şehirleri esas şehirlerinden ayıran ince kriter nedir? Bu yedek şehirler, esas şehirler kadar organizasyonu yapma yeterliliğine sahip olarak görülüyorsa neden yedekte tutularak organizasyonun ülkemizin bir bölümünde toplanmasına karar verilmiştir? Bu durum, organizasyonun alınması halinde büyük yatırım olanaklarına kavuşacak aday şehirlerin seçiminde TFF Başkan ve Yönetim Kurulu üyelerinin ne denli etkili olduklarını göstermez mi?

***

-Asya ve Avrupa kıtaları arasında uzanan İstanbul, ev sahibi adayı olduğu her organizasyonunda “kıtaları birleştiren şehir” imajı ile ön plana çıkmış ve bu güçlü yönü ile aday olduğu her organizasyonda ev sahipliğine seçilmişken, İstanbul’un Asya kıtasında bulunan parçasının ve bu parçasında mevcut potansiyelin EURO 2016 organizasyonu dışında tutulmasının akla sığan bir izahı var mıdır?

***
-Organizasyonun dışında kalan bu büyük alanın kapasitesi ve potansiyeli diğer aday şehirlerin toplamından daha büyük değil midir? Bu durum hangi objektif gerekçe ile komite tarafından göremezden gelinmiştir?

***
-Avantajlar ve dezavantajlar bir arada değerlendirildiğinde, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nun bu organizasyonun Türkiye’ye alınmasına ve başarılı ile organize edilmesine sağlayacağı büyük fayda nasıl olmuş da göz ardı edilmiştir?

***
-Organizasyon komitesinin, adaylık sürecindeki bütçesi nedir? EURO 2008 ve EURO 2012 adaylık süreçlerindeki bütçeler ile kıyaslanırsa EURO 2016 adaylık bütçesi EURO 2008 ve EURO 2012′nin adaylık bütçesinin kaç katı olmuştur?

***
-EURO 2016 Organizasyon komitesinin içinde bulunan Sayın Ahmet Güvener ve Sayın Orhan Gorbon, stadyum inşaatı ve renovasyon projeleri ile spor organizasyon, danışmanlık, araştırma, inceleme konularında faaliyet gösteren bir büyük yabancı şirketin Türkiye Temsilciliğinde bulunmuşlar mıdır? Halen bu temsilcilikleri faaliyette midir? Bu temsilcilikleri üzerinden TFF’ye herhangi bir iş yapmışlar mıdır?

***

-2009 UEFA Kupası Finali’nin organizasyonu işi, Sayın Ahmet Güvener’in TFF GenelSekreteri olduğu dönemde, başka bir teklif alınmaksızın, TFF tarafından, dışarıdan Sayın Orhan Gorbon’un sahibi olduğu bir şirkete verilmiştir. Bu şirketin, başka bir teklif alınmaksızın, bu önemli işi almasını sağlayan üstün yönü nedir? Sayın Orhan Gorbon’un bu şirketine, TFF tarafından söz konusu organizasyon ile ilgili ne kadar ücret ödenmiştir?

***

-EURO 2016 Organizasyonu kapsamında yapılması planlanan stadyumların, mimari konsept proje işi için teklif veren şirketlerin arasında Sayın Ahmet Güvener ve Sayın Orhan Gorbon’un halen Türkiye temsilcisi oldukları şirkette var mıdır? Bu şirketin verdiği teklifin tutarı nedir? Söz konusu iş, bu şirketin teklifinin şüpheli görülmesi üzerine çok daha düşük bir fiyatla başka bir şirkete verilmiş midir?

***
-EURO 2016 için büyük ölçüde yeni bir mimari uygulama ya da yenilemeye ihtiyaç bulunmayan, “Hazır bir stadyum durumunda” olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nun EURO 2016 için düşünülmemesinde bu durumun herhangi bir etkisi olmuş mudur?

Yetkililerden, kamuoyunun aydınlatılması adına bu soruların cevaplanmasını bekliyoruz.

Fenerbahçe Spor Kulübü”

Yazı kategorisi: Genel | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

İşte Milli takımın yeni hocası…

Posted by sporumsu 17/10/2009

TFF’den Scolari bombası. Özbekistan’ın Bunyodkor takımını çalıştıran Brezilyalı Felipe Scolari ile Futbol Federasyonu el sıkıştı…

Scolari bombası
Terim’in istifası sonrasında teknik direktör arayışlarını sürdüren Futbol Federasyonu, Avrupa’nın üst düzey ülkelerinde görev yapan meslektaşlarıyla temasa geçerek, “Sözleşmesi bitmiş, kariyerli hocalarınız var mı?” sorusunu yöneltmişti. Alman Futbol Federasyonu, Lutfi Arıboğan aracılığıyla kurulan temasa iki isimle yanıt verdi: Felix Magath, Jupp Heynckes… Wolfsburg’da görev yapan Magath ve Leverkusen’i çalıştıran Heynckes’in sözleşmeleri incelendi, ikisinin de ayrılmasının imkânsız olduğu öğrenildi. Bu gelişme üzerine başka arayışlara yönelen federasyon, Luiz Felipe Scolari ile sıcak temasa geçti. Özbekistan’ın Bunyodkor takımını çalıştıran ve sözleşmesi 2010 yılı Haziran ayında sona erecek olan Scolari ile prensipte anlaşıldı. Portekiz efsanesini yarattığı kadroyla birlikte gelmeyi planlayan Scolari’yle maddi konularda da büyük oranda el sıkışıldığı vurgulandı.
fanatik-Çağrı Davran

Yazı kategorisi: TURKCELL SÜPER LİG | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

VE ANKARASPOR DÜŞTÜ!

Posted by sporumsu 06/10/2009

Ve Ankaraspor konusunda Tahkim Kurulu kararını verdi! Kurul, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun Ankaraspor’un küme düşürülmesi yönünde aldığı kararı onadı..

Tahkim Kurulu’ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Ankaraspor A.Ş Kulübü vekilinin, P.F.D.K.’nın 15/09/2009 tarih ve 2009-2010/121-147 sayılı kararına karşı E.2009/531 numaraya kayıtlı itiraz dosyasında 02.10.2009 tarihli dilekçesi ile yaptığı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in tanık olarak dinlenmesi yönündeki talebi Kurulumuzun 05.10.2009 tarihli kararı ile kabul edilerek celse açıldı. Mürafaaya Ankara B.Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankaraspor A.Ş. adına Genel Müdür Ender Yurtgüven ve Av. Berrak Haşioğlu, TFF adına Av. Ömer Bedük, Av. Ergin Akçay katıldı. Ankaraspor A.Ş. Vekilinin dosyaya 05.10.2009 tarihli ek itirazlarını belirten dilekçe sunduğu görüldü.

Ankara B.Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in iddialara ilişkin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmada ayrıca Ankaraspor A.Ş. adına Genel Müdür Ender Yurtgüven ve Av. Berrak Haşioğlu da sözlü beyanlarında dosyaya sunulu dilekçelerini tekrarladılar. Dosyanın tamamlandığı anlaşıldı, yapılan müzakere neticesinde ve ayrıntısı gerekçeli kararda belirtileceği üzere;

Kulüplerin ve TFF kapsamındaki birliklerin yapısına ve tesciline ilişkin esaslar TFF Statüsü’nün 18/3. ve 76/6. maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler uyarınca “Hiçbir gerçek veya tüzel kişi herhangi bir müsabaka ya da turnuvanın dürüstlüğünü herhangi bir biçimde zedeleyecek şekilde birden fazla kulübü yönetemez veya kontrolünü elinde bulunduramaz”. Kulüp Tescil Talimatı’nın 17. maddesinde de “Gerçek veya tüzel kişiler, aynı ligdeki birden fazla kulübün hakim hissedarı veya yönetim kurulu üyesi olamazlar. Çoğunluk hisseleri veya yönetime hakim hisseleri aynı gerçek veya tüzel kişiliğe ait kulüpler aynı ligdeki müsabakalara iştirak edemezler.” denilerek kulüplerin mülkiyet yapısı açıklanmıştır. Aynı Talimatın 13. maddesinde de, Kulüplerin TFF mevzuatına ve genel hukuk kurallarına uygun olarak faaliyette bulunup bulunmadıklarının Federasyon tarafından denetleneceği açıkça ifade edilmiştir.

TFF Statüsünün 18/3. ve 76/6. maddelerinde açık olarak hiçbir gerçek veya tüzel kişinin herhangi bir müsabaka, turnuva veya ligin dürüstlüğünün tehlikeye düşmesine neden olacak şekilde birden fazla kulübün kontrolünü doğrudan veya dolaylı olarak elinde bulunduramayacağı düzenlenmiştir. TFF Statüsündeki düzenlemeler esas olarak FIFA Statüsü’nün 18. maddesine dayanmaktadır. FIFA Statüsünün anılan maddesine göre; “Her üye Federasyon kendilerine bağlı kulüplerin üyeliğe dair tüm haklarını kullanırken aldıkları kararları tüm dış yapılarından bağımsız almalarını sağlamalıdır. Bu yükümlülük bağlı kulübün hukuki yapısına bakılmaksızın geçerlidir. Her halükarda üye Federasyon herhangi bir müsabakanın veya organizasyonun bütünlüğünü (dürüstlüğünü) riske sokabilecek şekilde hiçbir özel veya tüzel kişinin (holding şirketleri ve bağlı otaklıkları da dahil olmak üzere) birden fazla kulübü kontrol etmesine izin veremez.” FIFA statüsünde belirtilen bu ilke ve kurallar aynı şekilde TFF mevzuatı içine dahil edilmiştir.

Kulüplerin taahhüt ve yükümlülükleri de TFF Statüsünde uluslararası düzenlemelere paralel olarak açıkça düzenlenmiştir. TFF Statüsünün 4/2. maddesine göre, “Futbol alanında faaliyet gösteren her kişi ve kuruluş FIFA ve UEFA’nın statülerine, talimatlarına, düzenleme ve kararlarına ve ayrıca fair play kurallarına uygun olarak bağlılık, dürüstlük ve sportmenlik ilkelerine saygı göstermekle yükümlüdür.” Yine TFF Statüsünün “Üyelerin Yükümlülükleri” başlıklı 13/1-a maddesine göre, “Kulüpler FIFA, UEFA ve TFF’nin statü, talimat, düzenleme ve kararlarına tam olarak uymak ve kendi statü, tüzük veya diğer düzenlemelerinde yer alacak bir hüküm aracılığıyla kendi üyelerinin de bunlara her zaman uymasını sağlamak” yükümlülüğü altındadır.

TFF’ye üye tüm kulüpler hukuki yapılarına bakılmaksızın futbola ilişkin ulusal ve uluslararası kural ve düzenlemelere uyma, FIFA, UEFA ve TFF statü ve talimatlarına, fair play kurallarına uygun olarak bağlılık, dürüstlük ve sportmenlik ilkelerini gözetme ve buna uygun olarak hareket etme yükümlülüğü içindedirler. Bu çerçeve içinde, kulüpler sportif yarışma içinde bulundukları ligin veya müsabakaların dürüstlüğünü veya sportif rekabetini tehlikeye düşmesine neden olacak şekilde birden fazla kulübün kontrolünü elinde bulunduramaz. Yukarıda da belirtildiği üzere TFF ve FIFA düzenlemelerinde, şirket veya dernek statüsünde bulunan kulüpler açısından bir ayrıma da gidilmemiştir.

Yukarıda belirtilen FIFA ve TFF düzenlemelerindeki temel amaç, günümüzde global bir nitelik taşıyan ve dünyanın en çok ilgi ve seyirci çeken sportif faaliyeti olan futbol oyununun etik kurallar içinde ve dürüst şekilde oynanmasını sağlamak, kamuoyunun bu oyunun dürüstçe oynandığı/oynanacağı ve bu kapsamda müsabaka sonuçlarının önceden oyunun taraflarınca ya da onları etkileyen üçüncü kişilerce belirlenmemiş olduğu yönündeki inancını etkileyecek oluşumların önüne geçmek ve bu amacı olumsuz yönde etkileme olasılığını bünyesinde barındıran eylemleri, ilişkileri engellemektir. Bu nedenle yukarıda belirtilen düzenlemelere aykırı eylemlerin, belirtilen kuralları ihlal etmiş olması için, mutlak somut bir zarar vermiş olması da gerekmez.

Dosyada yapılan incelemede, TFF Yönetim Kurulu’nun 06.09.2009 tarihli toplantısında “MKE Ankaragücü Kulübü’nün 30 Ağustos tarihindeki olağanüstü Genel Kurulu’nda alınan kararlar sonucu, Ankaraspor A.Ş. ile arasında ortaya çıkan ilişkinin sportif rekabeti engelleyici nitelikte olduğu, mevcut durumun TFF Statüsü’nün 18. ve 76. maddeleri ile TFF Kulüp Tescil Talimatı’nın 17. maddesine aykırı olduğunu belirttikten sonra, MKE Ankaragücü Genel Kurulu’nda bu ihlalin ortaya çıkmasına neden olan kararların 3 gün içerisinde ortadan kaldırılmasını ya da Ankaraspor A.Ş. hisselerinin sportif rekabeti engellemeyecek ve kamu vicdanını tatmin edecek şekilde 3. kişilere devredilmesini” istediği ve ilgili kararın da her iki kulübe noter kanalıyla tebliğ edildiği anlaşılmıştır. TFF Yönetim Kurulu’nun 06.09.2009 tarihli kararı, adil oyun düzenini sağlamak ve liglerin ve müsabaka sonuçlarının güvenirliğini ve dürüstlüğünü sağlamak ve güvence altına almak amacıyla alınınmış bir karardır. TFF Yönetim Kurulu’nun, Tahkim Kurulu’nun denetimine tabi olarak Statüde ve ilgili talimatlarla belirlenen futbola ilişkin her türlü kararı ve düzenlemeyi yapma yetkisine sahip olduğu hususunda bir kuşku yoktur.

FIFA, UEFA ve TFF’nin ilgili düzenlemelerinde açıkça yasaklanan, birden fazla kulübü, “kontrol etme” , “yönetme” veya “hakimiyet” kavramının özü, bir kulübün, kişinin ya da grubun bir diğer kulübü sevk ve idaresini elinde bulundurmaları ve/veya kulüplerin sportif rekabetini veya performansını doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir şekilde etkileyebilecek konumda olmalarıdır. Kulüplerin sportif rekabete zarar verecek şekildeki birlikteliklerinin veya birden fazla kulübün belirli kişi veya grupların kontrol altına girmesinin ligin ve müsabakaların dürüstlüğü, güvenilirliği ve doğruluğu üzerinde ciddi ve kabul edilebilir endişe oluşturacağı, kulüplerin aynı turnuva veya ligde yarışmaları halinde kamuoyu algısının, müsabaka sonuçlarının doğruluğunu ve güvenirliliğini etkileneceği, bundan dolayı dürüst ve adil oyunun zarar göreceği yönündedir.

TFF Yönetim Kurulu tarafından, taraflara ihlalin giderilmesine yönelik verilen sürenin kısa ve makul olmadığı ileri sürülmüş ise de sürenin uzatılmasına yönelik olarak itiraz eden kulüp tarafından doğrudan bir başvuruda bulunulmadığı, ilgili TFF Yönetim Kurulu kararının ilgili kulüplere tebliğinden itibaren yasal süre içinde kararın bu nedenle iptaline yönelik olarak Tahkim Kurulu nezdinde bir başvuru yapılmamış olduğu, yapılan itirazın sadece ilgili kulüplerin PFDK’ya sevki üzerine, itiraz eden kulübün müsabakaları alınmamasına ilişkin tedbir kararının kaldırılmasına yönelik olduğu, aynı zamanda ve ayrı ayrı PFDK’na ve Tahkim Kurulu’na yapılan bu müracaat üzerine, itiraz eden kulüp talebinin PFDK tarafından “görevsizlik” nedeniyle, Tahkim Kurulu’na yapılan itirazın ise 12.09.2009 tarih ve 2009/25 E., 2009/510 K. Sayılı karar ile “tedbir talebinin kaldırılmasını gerektiren koşulların bulunmaması nedeniyle” reddedildiği anlaşılmıştır.

Gerek TFF ve gerekse itiraz eden kulüp tarafından iddia ve savunmalarına dayanak teşkil etmek amacıyla Kurulumuza ibraz edilen, Spor Tahkim Mahkeme’sinin (CAS), AEK – SLAVIA kulüplerinin itirazlarına ilişkin 20.08.1999 tarihli kararında, itiraz eden kulüp tarafından, kararda belirtilen ihlalin giderilmesine yönelik “makul sürenin” daha uzun olduğu ileri sürülmüş ise de ilgili CAS kararında sportif rekabete aykırı durumun, UEFA düzenlemesi yapılmadan önce meydana geldiği, bu nedenle UEFA’nın kulüplere faaliyetlerini yeni kurallar ile uyumlu hale getirmeleri için makul bir süre verilmesi gerektiğinin ifade edildiği, taraflar arasındaki sportif rekabete zarar verici nitelikteki ilişkinin ise, TFF Statüsünün 16.05.2009 tarihinde, Kulüp Tescil Talimatı’nın ise 01.06.2009 tarihinde yürürlüğe girdikten sonra gerçekleştiği, kaldı ki daha önce de yürürlükte bulunan ve kulüplerin uymakla yükümlü ulusal ve uluslar arası kuralların bu nitelikteki ilişki ve işbirliğini yasakladığı, kulüplere mevzuata uyum sağlamaları için makul süre verilmesinden ziyade, olayda kulüplerin mevzuata uygun hareket etme yükümlülüğü içinde bulundukları anlaşıldığından, makul sürenin kendilerine tanınmadığı savunmasına bu yönden de katılmak mümkün olmamıştır. Kamuoyunun, sportif rekabetin dürüstlüğü hususunda ikna edilebilmesi her bir yarışmacı kulübün/takımın tek bir sahipliğe/mülkiyete tabi olması ile mümkündür. Bu prensiplere aykırı herhangi bir durumda UEFA’nın müdahale etme ve uygun gördüğü önlemi alma hakkının saklı tutulduğu kararda açıkça belirtilmiştir. FIFA ve UEFA’nın statü ve talimatlarında ayrıntılı olarak düzenlenen bu hakkın federasyonlarda bulunmadığını iddia etmek yasal açıdan mümkün değildir. Özelikle lig müsabakalarında ortaya çıkan sportif rekabete aykırı ihlallerin, turnuva veya kupa müsabakalarına göre çok daha katı ve ağır hükümlerle yaptırıma tabi olması, korunan sportif ve hukuki değerlerin amacına uygun olduğunu belirtmek gerekir.

Ayrıca liglerin devam ettiği bir süreç içinde TFF tarafından yapılan ihlalin bir an önce giderilmesi amacına yönelik olarak ilgili kulüplere verilen sürenin uzun tutulmamasının kabul edilebilir olduğu, kaldı ki TFF tarafından yapılan ihlalin giderilmesi için farklı alternatif de sunulduğu anlaşıldığından bu yönde yapılan savunmaya itibar etmek mümkün olmamıştır. Kaldı ki TFF mevzuat ve düzenlemelerinde “ihlal” gerçekleştikten sonra ihlali gerçekleştiren kişilere bu ihlalin giderilmesi için bir süre verileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, TFF tarafından ihlalin ve sonuçlarının ağırlığı dikkate alınarak kişilerin hak kaybına uğramasını önlemek amacıyla, taraflara verilen “iyi niyetli” ve çözüm amaçlı” bu süre içinde veya bilahare yargılama safahati içinde bu ihlallin giderilmesine yönelik somut girişimlere de rastlanılmamıştır.

Bu çerçeve içinde yapılan değerlendirme ve inceleme sonucunda; dosyaya ibraz edilmiş bulunan Ankaraspor A.Ş. ve Ankaragücü kulüplerini hukuken ve/veya fiilen yöneten kişilerin genel kurul öncesi, esnası ve sonrasındaki, yazılı ve görsel medyaya yansıyan beyan ve açıklamaları, tarafların kulüplerini temsil ve sahiplenmelerindeki tavır ve davranışları, taahhütleri, olaya ve taraflara ilişkin ayrıntılı haber ve görüntüler, 30.08.2009 tarihli Genel Kurul toplantısında yapılan açıklamalar, Ankaragücü kulübüne yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının daha önceki Ankaraspor A.Ş.’nde kurucu ortak olmaları, bir kısmının Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı şirketlerde yöneticilik yapmaları, Ankaragücü yeni seçilen başkanının daha önce Ankaraspor A.Ş. futbol şube sorumlusu ve fiili başkan olarak görev yapması, kulüp yetkililerinin bir kısmının kendi beyan ve savunmalarında belirtilen açıklama, kabul ve tevil yollu ikrarları, kulüpler arasındaki oyuncu transfer ilişkisi, kulüpler arasındaki ilişkinin “birleşme veya güç birliği” adı altında bizzat her iki kulüp yetkilileri tarafından kamuoyuna açıklanış şekli ve dosyadaki tüm bilgi, belgeler birlikte dikkate alındığında, her iki kulüp arasında kurulan ilişkinin TFF Yönetim Kurulu’nun 06.09.2009 tarihli toplantısında belirtilen şekilde “sportif rekabeti engelleyici ve zarar verici” nitelikte olduğu, bu durumun ise TFF Statüsü’nün 18. ve 76. maddeleri ile TFF Kulüp Tescil Talimatı’nın 17. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

FIFA, UEFA ve TFF mevzuatı ile getirilen düzenlemeler; iki kulüp arasındaki ilişkinin sportif rekabeti engelleyici nitelikte olduğu hallerde, bu kulüplerin aynı ligdeki müsabakalara iştirak etmesinin önlenmesine yöneliktir. Buna ilişkin düzenlemelerdeki temel amaç, ihlalde bulunan her iki kulübün cezalandırılmasından ziyade, sportif rekabeti engelleyecek veya tehlikeye düşürecek oluşumların önüne geçmek ve ihlale uygulanacak yaptırımları, yasal mevzuata uygun olarak ihlalin niteliğine ve ağırlığına uygun olarak belirlemektir. TFF Yönetim Kurulu bu amaçla her iki kulübe de ayrı ayrı ihtarda bulunmuştur. Bu çerçeve içinde kulüplerden sadece birinin cezalandırılması yoluyla bir alt lige indirilerek müsabakalardan katılmaktan men edilmesi, düzenlemelerin amacına ve ruhuna uygun düşmektedir. FIFA ve UEFA düzenlemesi, uluslararası uygulama ve kararlar da bu yöndedir.

Bu nedenle, kulüplerden sadece birinin bir alt lige düşürülmesinde ve alt lige düşürülen kulübün belirlenmesinde; kulüplerin tarihçesinin, kuruluş yıllarının, liglerde bulunma süresinin, en üst ligde bulunma süresinin, Avrupa kupalarına katılım süresinin, kupa müsabakalarına katılma sayısının, başarılarının, taraftar potansiyelinin belirleyici kriterler olarak dikkate alınmasında ve kulüplerin bu kriterler çerçevesinde yapılan karşılaştırma ve değerlendirme sonucunda P.F.D.K.’nın 15/09/2009 tarih ve 2009-2010/121-147 sayılı kararı ile ANKARASPOR A.Ş. kulübü hakkında BİR ALT LİGE DÜŞÜRÜLMESİ kararının verilmesinde hukuka ve yasal mevzuata herhangi bir aykırılık tespit edilemediğinden yapılan itirazın reddi ile PFDK kararının, Üye Tanju Güvendiren’in, Kulübe hisse devrine ilişkin makul süre verilmeyerek eksik soruşturmayla esasa girildiği şeklindeki karşı oyu ve Üye Mehmet Doğan’ın kararın kaldırılması yönündeki karşı oyuyla oyçokluğu ile onanmasına, esas hakkında bir karar verilmiş olmakla ayrıca tedbir talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına

BAŞKAN VE YÖNETİCİLERİN CEZASI
Ankaraspor A.Ş. Kulübü Başkanı Ruhi Kurnaz’ın, E.2009/533 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Başkanı Ahmet Gökçek’in, E.2009/534 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Nuri Elibol’un E.2009/546 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Nükte’nin, E.2009/539 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Kocabıyık’ın, E.2009/538 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Levent Çamur’un ,E.2009/536 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Kuzu’nun , E.2009/535 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Kalyoncu’nun, E.2009/544 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Atalay’ın, E. 2009/537 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Arslan’ın, E.2009/540 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Akan’ın, E.2009/541 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Nadir Koç’un, E.2009/542 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Tekin İpek’in, E.2009/543 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Ekrem Sarısu’nun E.2009/545 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ercan’ın, E.2009/547 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Bulut’un, E.2009/549 numaraya kayıtlı dosyası, MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Avni Kavlak’ın E.2009/548 numaraya kayıtlı dosyası incelendi. İtirazların tamamının P.F.D.K.’nun 15/09/2009 tarih ve 2009-2010/121-147 sayılı kararına karşı yapıldığı görüldü. Dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi gereği dosyaların esas numarası en küçük olan E.2009/533 sayılı dosyada birleştirilmesine, diğer dosyaların kaydının kapatılmasına yargılamanın bundan böyle E.2009/533 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verildi.

Yapılan müzakere neticesinde; Ankaraspor AŞ Başkanı Ruhi Kurnaz’a ve MKE Ankaragücüspor Kulübü Başkanı Ahmet Gökçek’e başkanları oldukları aynı ligde mücadele eden Ankaraspor AŞ ile MKE Ankaragücüspor Kulübü arasındaki sportif rekabeti engelleyici ilişki ve TFF Statüsünün 18. ve 76. maddeleri ile Kulüp Tescil Talimatının 17. maddesine aykırı eylemlerinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 45/1 maddesi uyarınca verilen hak mahrumiyeti cezasının adı geçen şahısların kulüp başkanı statüleri ve ihlalin oluş şekli dikkate alınarak takdiren 3′er ay hak mahrumiyeti cezası şeklinde değiştirilerek onanmasına; MKE Ankaragücü Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyeleri Nuri Elibol’a, Mehmet Nükte’ye, Hüseyin Kocabıyık’a, Levent Çamur’a, Necdet Kuzu’ya, Faruk Kalyoncu’ya, Ayhan Atalay’a, Hüseyin Arslan’a, Mustafa Akan’a, Nadir Koç’a, Tekin İpek’e, Ekrem Sarısu’ya Mehmet Ercan’a, Yavuz Bulut’a, Avni Kavlak’a yöneticisi oldukları MKE Ankaragücüspor Kulübünün aynı ligde mücadele ettiği Ankaraspor AŞ ile arasındaki sportif rekabeti, ilişki ve TFF Statüsünün 18. ve 76. maddeleri ile Kulüp Tescil Talimatının 17. maddesine aykırı eylemlerinden dolayı talimatlara aykırılık nedeniyle FDT’nin 45/1 maddesi uyarınca verilen hak mahrumiyeti cezasının ihlalin oluş şekli dikkate alınarak 15′er gün hak mahrumiyeti cezası şeklinde değiştirilerek onanmasına, Üye Tanju Güvendiren’in fiil ile fail arasında illiyet bağının olmadığı şeklindeki karşı oyu ile Üye Mehmet Doğan’ın verilen cezaların tamamen kaldırılması gerektiği yönündeki karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verilmiştir.

Yazı kategorisi: SPOR | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Ankaraspor için son karar açıklanıyor

Posted by sporumsu 05/10/2009

Tahkim Kurulu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından küme düşürülme kararı verilen Ankaraspor’un itirazını yarın son kez görüşecek.

Tahkim Kurulu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından küme düşürülme kararı verilen Ankaraspor’un itirazını yarın son kez görüşecek. Karar Tahkim tarafından onanırsa, Turkcell Süper Lig 17 takımla devam edecek.

Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu tarafından küme düşürülen Ankaraspor’un, Tahkim Kurulu’na yaptığı itiraz yarın karara bağlanacak.

Ankaragücü başkanlığına seçilen Ahmet Gökçek ve 15 yöneticinin Ankaraspor ile bağı olduğu gerekçesiyle Disiplin Kurulu tarafından verilen kararı son kez değerlendirecek Tahkim Kurulu, itirazı reddederse mavi-beyazlı kulübün küme düşmesi kesinleşecek.

Tahkim Kurulu geçen hafta çarşamba günü yaptığı duruşmalı toplantı da kararı bu haftaya bırakmıştı.

Yazı kategorisi: SPOR | Etiketler: , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

TFF Kararını Açıkladı(VİDEO)

Posted by sporumsu 14/04/2009

Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener derbide çıkan olayları çıkaranların sert bir şekilde cezalandırılıcağını söyledi…

Ülkemiz bir futbol ülkesi. Futbol üzerinden günlük konuşmalarımız yapıyor. Futbolun bu kadar konuşulduğu ülkemizde futboluma kara leke sürmeye kimsenin hakkı yok. TFF bu tür olaylara karışanların net bir şekilde söylüyorum karşısında olacak…

Futbolumun sorumlulukları vardır. Futbolu oynayanların sorumlulukları vardı. Biz de bunları kontrol ederek bizim sorumluluklarımız vardır…

Öncak şöyle bir durum var. Ortamı germek isteyen, ortamda bir sonuç çıkarmak isteyen kişi ya da kişiler olabilir. Olaylarda suçu ya da tahriki olan herkes tek tek tespit edilecek çok radikal kararlar alacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın…

Bizim beklentimiz bazı yazaların TBMM’den geçmesi. Futbol Federasyonu güven duyulan bir kurumdur ve öyle kalacaktır…

İŞTE ÖZGENER’İN AÇIKLAMALARI:

İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN…

Yazı kategorisi: SPOR | Etiketler: , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.